Yazarlar » Savas Dogan Kayıt  Giriş
Monday, September 06, 2010
  Ara
 

Küçült


 


 

Savaş Doğan

Küçült

Gerçeklerle Yaşamak
İnsanoğlu varoluşundan bu yana gerçekleri zor kabul etmiştir. Kendi istediği olmayınca hırçınlaşır. Arzuları, hırsları, daha fazlasını istemesine yol açar. Doğanın verdiği tüm güzelliklere paranın sahte saadetini tercih eder. Tamam para artık her şey anlamına geliyor fakat para yüzünden kaybettiğimiz o kadar değer var ki. En son dünyayı sarsan krizde bir çoğumuz acı gerçeklerle yüzleşmek zorunda kaldık. Kabullenmek zor gelse de iflas eden firmalarda paralar emekler gitti. 5 Kafes balığa bakacak adam 15 kafes balığa baktı bu hırs değil midir? Gırtlağımıza kadar borçlanarak ticaret yapmaya çalıştık.
   
İlk Ve Son Sitemim
22 Yaşında Bodrum Gölköy’üne geldiğimde yeni sakalları çıkmış asi bir delikanlı olarak denizle yüzleştim ve başladım yeni hayatıma. 1986- 2010… çivi, çekiç ve tahta lataları suda yüzdüren bir delikanlı. Mühendisim demek hep yutkunmama sebep oldu. Alay etti çok eskiler. Ailem bile güldü. Ama benim 5 yaşından beri bir felsefem olmuştu;” ASLA VAZGEÇME”. Kendimi bu kadar anlatmakla yetineceğim. Neler yapıldı bu taptığım sektörde, kimler yok olmadı, yada kimler kendini yok etti. Bazen kendime soruyorum” Acaba ben deli miyim? Diye. Evet normal değilim , normal olsam kaç topluluğun bile yapmaktan vazgeçtiği bir işi, bir dergiyi, hem de balık, deniz ve onun sanayileştiği bir dergiyi çıkarmakta bu kadar direnmezdim. Tam 17 sayı oldu sevgili dostlar.
   
Sektörün Ülke İçin Önemi
Aslında başka bir yazı hazırlamıştım ama sektörümüzün içinde dolaştıkça ne kadar büyük bir aile olduğumuzu gördüm. Su ürünleri trendi tüm dünyada yükseliyor. Düşünün yıllar önce sadece doğadan yakalanan yavru balıkların ilkel şartlarda ve tamamen beden gücüne dayalı olarak küçücük kafeslerde büyütüldüğünü. Bir beslemeci, bir yemci birde balık satıcısıyla her şey halloluyordu. Ya şimdi; dev bir sanayi haline geldik. Ağ üreten, yem üreten, kafes yapan, tekne tapan, bar-ge yapan, ağları tamir eden ve boyayan, balık işleyen, soğuk hava tesisi kuran, ihracat yapan, ithalat yapan, nakliye yapan, balık ilaçları üreten ve satan, şirketler hep bünyemizde var. Daha çok iş kolu var sektöre hizmet veren. Ben oturup yazdım yüzlerce ayrı malzeme, hizmet, makine ve daha bir çok gereksinimi üreten şirket var.
   
Balığı İşleyerek Satacağız
İki yıldır sektörde gitmediğim yer kalmadı diyebilirim. Bu kadar fazla ürünün taze olarak satılamayacağını bir çok üreticiyle defalarca tartıştık. Büyük üreticiler alabalıkta işlemenin önemini kabul ediyorlar. Anadolu’da bir çok firma işleme tesislerini gündemlerine nihayet almış durumda ve 2010 yılında alabalık işleme tesislerini kuracaklar. Bu işletmelerin çoğu projelerini hazırlayıp tesisi kuracak yerlerini hazırlamışlar. Var olan alabalık tesisleri de gerçekten dünyada çok tutulan alabalık ürünleri yapıyorlar. Balığı işleme ve hatta ileri işleme teknolojisiyle ürün haline getirdiğinizde hem raf ömrü uzuyor hem de satış fiyatları katlanarak artıyor. Zaten kısır bir döngüye girmiş olan ve büyük badireler atlatan denizdeki firmalar da artık fleto ve temizlenmiş ürünlere yöneliyor. Birkaç tane işleme tesisi bulunan denizdeki firmalar da çok yakın bir zamanda çipura ve levrek için yeni ve ileri işlenmiş ürünler yaratmak zorunda. Bütün dünya marketleri yeni lezzetler ve ileri işlenmiş kolayca hazırlanabilen su ürünlerini tercih ediyor.
   
Su Ürünleri Sektörü Kendini Ciddiye Alıyor Artık - 2
    Malatya ve Elazığ illerimizde Keban Barajı ve Karakaya barajlarını ve akarsulara kurulan alabalık çiftliklerini en sonunda kendi gözlerimle görebildim.En son 2005 yılında doğu ve güneydoğu Anadolu’da epeyce şehir gezmiştim. 4 yılda çok farklı gelişmeler olmuş.Kırsal kalkınma destekleriyle bir çok sanayici ayakta kalmaya başlamışlar. Malatya da dünyanın ihtiyacı olan kayısının % 96’ sı üretiliyor. Üretici fiyatlardan çok şikayetçi. 3-4 yıldır alabalık çiftliği sayısı katlanarak artmış. Büyük firmalar bu işe tam kapasite girmişler. Hepsine ulaşamasam da dergiyi okuyunca Anadolu sularının artık değerinin anlaşıldığını siz okurlarımızda görecekler.
Su Ürünleri Sektörü Kendini Ciddiye Alıyor Artık
    Karadeniz’le, Doğu Anadolu ile ilgili kültür balıkçılığındaki hızlı gelişmeler sevindirici. Bir çok işadamı yatırım yapmaya başladı. Bu bölgelerde daha emekleme safhasında olan yetiştiricilik sancılı bir dönem yaşamadan taşlar yerine oturmayacak. Bir çok iş adamı ve mühendisle görüştüm, maalesef bu işten hiç anlamayan işadamları yine kulaktan dolma bilgilerle ucuz ve yanlış yatırım yapmaya devam ediyorlar. Biz denizde kurulan çiftliklerde o kadar ciddi yıl ve para kaybına uğrayarak bu günlere geldik ki artık pişkin ve kendimizi ciddiye alan üreticiler olduk. Halbuki Anadolu’nun her yerinde hala ilkel ve yanlış yatırımlar yapılıyor ve bunu yapanlar da burunlarından kıl aldırmıyorlar.
Havanda Su Dövmek
    Yaklaşık 14 aydır sektörde o kadar çok insanla o kadar farklı yerlerde görüştüm ki; bunların kimi patron kimi koordinatör, kimi su ürünleri mühendisi kimi işçi kimi aşçıydı. Yani çok geniş bir
yelpazenin dergide düşüncelerini ve eylemlerini öğrenme olanağımız oldu. Bir çok meslektaşım arkadaşım yada tanımadığım su ürünleri mühendislerinin de ortaya koyduğu verimli işleri yansıttık. Bu kadar zamandır su ürünleri mühendisleriyle ilgili tek bir yorum yapmadım. Ama
yaşadığım bir çok olay beni artık bazı düşüncelerimi okurlarla paylaşmayaitti.
1. YIL GEÇTİ
    Gün geldi Nif dağının sırtlarında, gün geldi açık denizde, gün geldi bir vincin tepesinde, gün geldi birlik toplantısında, bu örnekleri o kadar çoğaltmam mümkün ki. Bir yıldır bu dergiyi düzenli çıkarabilmek için çok ciddi emek verdik. Özür dileyerek söylüyorum derginin çıkması için bazen
kendimi dilenciye dönmüş hissettim. Ama tüm sektörde bana “Savaş başardın artık” denmesi
ve ilk sayılarda ki gibi “öbür ay kapatır” sözlerinin artık duyulmaması bana mesleğimi yeniden
ve daha çok sevdirdi.
Dünden Bu Güne
    1987 Yılını hatırlıyorum, Türkiye’de üç tane balık çiftliği vardı. Ildır da Pınar Deniz, Milas kazıklı da Rahmetli Hüseyin Kopuz ve Bodrum Güvercinlik mevkiinde de rahmetli Erol Geyran’ın çiftlikleri. Bir tane balık yemi fabrikası vardı o da pınar yem.
 
Başlarken
     Coşkun akan nehirlerden, göllerin dingin sularından, denizin mavi sonsuzluğundan herkese merhaba. Su Dünyası “Vira” diyor. Ülkemizin dört bir yanını kaplayan sularda yaşayan canlılar, Varlığımızın sürmesi için gereksinimimiz olan beslenme düzeninde, daima yapı taşlarından olmuşlardır. İçerdikleri zengin protein ve mineraller çocukluktan itibaren sağlıklı bir yaşam için vazgeçilmez besin kaynağı olmalarını sağlamıştır...
 
 İlk Sayının Ardından
     İlk sayımızın dağıtımını ülke geneline yapmaya çalıştık ve ardından gelecek tepkileri beklemeye koyulduk. Sevgili okurlar inanın her geri dönüşte aldığımız olumlu tepkiler bizi daha da güçlendirdi. İlk sayıda doğrularımızla hatalarımızla herkese ulaşabilmenin keyfini yaşadık. Şu an ülkemizin her yerinden haber yağıyor. Suyun var olduğu her yer bizim için yaşam kaynağı olmaya devam edecek. 2. sayımızı artık kendi merkezimizden çıkarıyoruz. Artık bize yeni telefon ve iletişim hatlarımızdan  ulaşabileceksiniz...
 
 Taşlar Yerine Oturacak
     Aylardır sürekli haber ve röportaj için birçok yer gezdik. Her yeni durak bana ne kadar geniş ve atılımcı bir sektörde var olduğumuzu gösterdi. Dolaştıkça karşımıza yeni bir işkolu çıkıyor. Akuakültür'ün dinamikleri artık toplum ve kurumlar önünde daha iyi anlaşılıyor. Yıllar önce kültür tavukçuluğuna başlandığında bu kadar yaygın bir besin kaynağı olacağı bilinmiyordu. 20 yılı aşkın zamanda kültür balıkçılığında inanılmaz bir gelişme yaşandı...
 
Yarınlara Doğru
     Balık çiftlikleri açığa alınıyor. Balık fiyatları dibe vurmuş durumda. Küçük işletmeler birleşmeden açık denize çıkamayacaklar. Fakat birleşmeler şu ana dek gerçekleşmedi ve bundan sonra da zor görünüyor. Büyük üreticiler ve yabancı sermaye hızla açıkta projeleri onaylanmış işletmeleri satın alıyor. Kıyılarda çok yakında çiftlik göremeyeceğiz. Ortak görüş 300 civarı denizde var olan işletme sayısının yeni düzenlemelerle 30 gibi rakamlara düşeceği yönünde...
 
Fuarlar ve İnsanlar 
      1986 yılında üniversiteden mezun olduğumdan beri birçok fuara katıldım. Fuarları her zaman severek gezdim. Birçok yeni yüz, değişik figürlerle süslenmiş sunumlar, spotların altında şık kıyafetleriyle gülümseyen insanlar… Örnekleri çoğaltmak mümkün. Fuarlarda benzer olan ve benim her zaman ilgimi çeken katılımcıların hemen hepsinde öne çıkan, kendini en iyi şekilde ifade etme arzusudur...
 
Krizle Prangaya Vurulmak
     Bu nasıl bir dünya, bir hafta da nasıl olur da dünya ekonomisi nakavt olmuş bir boksöre döner. Çipura 4 YTL olmuş, yine de tüketimi azalıyor. Bu kadarı da artık fazla sanki. Yabancı sermaye şirket satın alıyor, bir süre sonra ben oynamıyorum diyerek bir çok firmayı pranga mahkumuna çeviriyor. Düşünün tedarikçi firma yüklüce mal satmış, yem fabrikası dünyanın yemini vermiş, ağ firmaları, ilaç firmaları ve daha birçok ticarethane mal satmış...
 
Gülümsemek ölümün ardından   
     Biraz olsun gülümsemek de güzel. İlk sayıyı çıkardığımızda birçok insan 2. sayıyı  çıkaramazlar diye araların da konuştu. 2 den sonra ki her sayı için çıkmaz diyenler oldu. Bu arada da bizi gerçekten içten destekleyenler sayesinde yol almaya devam ediyoruz. Artık içeriğimiz konusunda çok az kişi de olsa eleştiri alıyoruz. Bu da bizi kamçılıyor. Tek güncel yayın olup birçok şehre dergimizi göndermek çok da kolay olmuyor...
 
Yüzler ne zaman gülecek?   
    Telefonu kapattığımda dergide kısa süreli bir sessizlik oldu. Aslında aylardır süren ve artık sancıların iyice ağırlaştığı bir dönemin belirsizce akan bir nehirde yüzen mantarları kıyılarına çarparak savurduğu, hasar verdiği bir evreden geçmeye çalışıyoruz.Ne yazık ki bu mantarlar insanların varolmasını sağlayan, onları hayata bağlayan işleri. Evet herkes ama herkes çok zor günler yaşıyor. Bir çok insanla görüşüp sıkıntılarını paylaşıyorum. Beni arayıp sektörün yarınlarına dair ipucu, daha doğrusu biraz moral bekleyenlere, artık ne söyleyebileceğimi bilmiyorum.

 

 

İçerik:Taygun Kocabıyık   Kullanım Şartları  Gizlilik